Son zamanlarda hem çevremden hem de danışanlarımdan sıkça şu cümleleri duyuyorum:
“Geçen gece uyuyamadım, ChatGPT’ye yazdım, dertleştik biraz. İyi geldi.”
“Kendimi kötü hissedince açıp sohbet ediyorum, düşündüklerimi anlatıyorum. Bazen terapist gibi cevap veriyor.”
İlk bakışta bu cümleler oldukça masum görünebilir. Belki de yalnızlıkla baş etmenin modern bir yolu gibi…
Ama insanı anlama üzerine geçen tüm mesleki hayatım boyunca öğrendiğim bir şey varsa, o da şu: İfade edilen ile gerçekten anlaşılan arasında ince ama çok belirleyici bir fark vardır.
Yalnızca yazılı ifadeyle, bedenin verdiği sinyalleri göz ardı ederek, göz göze temas kurmadan yapılan bir paylaşımda, karşıdaki sistemin insanın karmaşık yapısını “anlıyor gibi” cevaplar vermesi aslında hayli ilginç — ve bir o kadar da yanıltıcı.
Gerçekten de dünya, özellikle Amerika, bu konuda çok hızlı bir dönüşüm içinde. İnsanlar artık en derin duygularını, en kişisel düşüncelerini, gece uykularını bölen soruları bir terapiste değil, bir algoritmaya anlatıyor.
Ve bunu, çoğu zaman farkında bile olmadan yapıyorlar.
İnsan Neden Yapay Zekâya Derdini Anlatır?
Bu sorunun cevabı düşündüğümüzden çok daha insani aslında. Çünkü insanlar yorgun.
Ve derdini anlatmak, birine ulaşmak, duyulmak istiyor.
Uygun bir terapist bulmak zor, pahalı ve zaman alıcı.
Birine güvenmek ise ayrı bir süreç.
Ve tam da yalnızlığın en yoğun hissedildiği anlarda gecenin bir vakti ya da kimsenin ulaşılabilir olmadığı zamanlarda yapay zekâ bir anda “dinleyen biri” gibi hissettirebiliyor.
Yapay zekâ ne yargılıyor, ne susturuyor, ne sıkılıyor…
Üstelik genelde kapsayıcı ve nazik bir dille konuşuyor.
Bazen tam da duymak istediğiniz şeyi söylüyor.
Bu yüzden kısa süreli bir rahatlama yaratabiliyor.
Ama işte burada çok kritik bir fark var:
Teselli etmek ile iyileştirmek aynı şey değildir.
Terapi, sadece konuşmak değil; yüzleşmek, yavaş yavaş açılmak, dirençle çalışmak ve bazen zor gelen duygularla kalabilmektir.
Ve bu, algoritmaların henüz taşıyabileceği bir yük değil.
Yapay zekâ bir “yanınızda olma” hissi verebilir. Ama gerçek bir terapötik ilişki, sadece sözcüklerden ibaret değildir. İnsanı esas iyileştiren terapist ile olan ilişkisidir. Bu ilişkinin niteliği ve kalitesi size iyi gelir, iyileştirir ve güven verir.
Gerçek bir terapist, sadece kelimelerinizi değil, suskunluklarınızı, bakışlarınızı, gözyaşınızı da duyar. Bu yüzden gerçek bir terapist, yalnızca sözcüklerin değil, bedenin, sessizliğin, zaman zaman da gözyaşının tanığıdır. Yapay zeka, terapist-danışan ilişkisinin temeli olan sezgi, empati ve güven insa etme gibi taraflarda destek olamaz.
Duyguları Kodlar Anlayabilir mi?
Terapi sürecinde en kıymetli şey, söylenenler kadar anlaşılanlardır. Bir seansta, bazen bir kelimenin tonlaması, bazen sadece bir duraksama, bazen de hiç söylenmeyen bir cümlenin eksikliği kişi için önemli bir anlam taşır. Ve iyi bir terapist, sadece anlatılanlara değil; anlatılamayanlara da odaklanır ve anlamlandırır.
Çoğu zaman asıl dönüşüm, terapistin birkaç saniyelik sessizliğinde başlar.
Çünkü o sessizlikte çok şey olur: alan açılır, kabul edilir, tanıklık edilir.
Bu çok insani, çok derin bir bağdır.
Ve yapay zekânın bunu taşıması mümkün değil.
Çünkü beden dili yok, empatik sezgisi yok, bağ kurma kapasitesi sınırlı.
Yani; yapay zekâyla kurulan ilişki bazen yüzeyde işe yarar gibi görünse de, gerçek bir terapötik ilişkinin şefkatli derinliğini sunamaz.
Araştırmalar ve Bulgular
Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, dil modeli temelli terapi botlarının insan terapistlerle aynı etkiyi yaratamadığını ortaya koyuyor.
Bu sistemlerin duygusal bağlamı algılamakta yetersiz kaldığı, bazı durumlarda ise önyargılı ya da zararlı cevaplar verebildiği belirtiliyor.
Özellikle psikiyatrik belirtilerin (örneğin delüzyonların) fark edilememesi gibi ciddi riskler dikkat çekiyor.
Bir başka çalışmada ise, 2025 yılında 23 ruh sağlığı uzmanıyla yapılan görüşmeler sonucunda, yapay zekâ destekli terapi sistemlerinin hem avantajları hem de sınırlılıkları belirlenmiş.
Uzmanlar, bu sistemlerin kolay ulaşılabilir olmalarını ve temel düzeyde destek sunabilmelerini olumlu bulsa da; gizlilik, yanlış yönlendirme, duygusal bağ kuramama ve kullanıcıların yapay zekâya aşırı güven geliştirmesi gibi ciddi risklere dikkat çekiyor.
Bu çalışmalar, özellikle hangi kullanıcıların bu tür sistemlerden yarar görebileceği ve hangi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiği konusunda yol gösterici.
Yapay Zekâ Terapisinin Riskleri
1. İnsan Bağlantısının Eksikliği
Yapay zekâ duyguları analiz edemez, sadece kelimeleri işler.
Bu nedenle bağlamı kaçırabilir ve kişinin ifadesini olduğundan farklı yorumlayabilir. Bu da, kişinin kendini “anlaşılmış” sanarak ihtiyaç duyduğu profesyonel yardımı alma konusunda gecikmesine neden olabilir.
2. Gerçeklik Algısının Bozulması
2024’te yaşanan belgeli bir vakada, ChatGPT’den aldığı yanlış beslenme önerisi nedeniyle psikoz gelişen bir kullanıcı hastaneye yatırıldı.
Zihinsel olarak kırılgan kişilerde yapay zekâyla kurulan bu “yansıtmalı ilişki”, gerçeklikten kopmayı tetikleyebilir.
3. Veri Güvenliği
Birine içini açmak, ona en derin yerlerini teslim etmek gibidir.
Ve eğer bu alan bir yapay zekâysa, o zaman verilerin kimde, nerede ve nasıl tutulduğunu bilmek en temel hakkımızdır.
2023 yılında BetterHelp platformunun kullanıcı verilerini Facebook ve Snapchat’e reklam amaçlı aktardığı ortaya çıktığında, yaklaşık 800.000 kişi bu durumdan etkilendi. Bu yalnızca teknik bir ihlal değil; insanın mahremiyetine, incinmiş taraflarına doğrudan bir müdahaledir.
Bugün güvendiğiniz sistem, yarın başka bir amaçla çalışabilir.
Bugün yazdığınız bir cümle, yarın bambaşka bir bağlamda karşınıza çıkabilir.
Bu nedenle yapay zekâ sistemlerinde gizlilik, sadece teknik bir mesele değil; aynı zamanda etik, duygusal ve insan onuruna dair bir meseledir.
Son Söz: Terapinin Özü İlişkidir
Yapay zekâ, doğru kullanıldığında destek olabilir.
Ancak kontrolsüz bir biçimde “çözüm” gibi sunulursa, zarar da verebilir.
Ruh sağlığı, hassas bir alandır.
İnsanın kırılganlığı, algoritmaların öngörebileceği kadar basit değildir.
Terapinin özü ilişkidir.
Ve ilişki, sadece sözcüklerle değil; göz temasıyla, nefesle, susarak bile kurulur.
Birinin sizi duyması değil, sizinle kalabilmesidir kıymetli olan.
Yapay zekâ belki bir kapı aralayabilir. Ama o kapıdan içeri birlikte yürünecek kişi, hâlâ bir insan olmalıdır.
Kaynakça ve Okuma Önerileri
Stanford HAI — Exploring the Dangers of AI in Mental Health Care
https://hai.stanford.edu/news/exploring-dangers-ai-mental-health-careBetterHelp Data Sharing Case — FTC Press Release (2023)
https://www.ftc.gov/news-events/news/press-releases/2023/03/ftc-says-betterhelp-pushed-people-online-counseling-service-then-revealed-their-intimate-data



