İK ve Kurum Kültürü

Bilinçdışı Önyargı ve Zihnin Kör Noktaları: Neyi Kaçırıyoruz?

·

4 dk

Hayatımız boyunca kendimizle ilgili oldukça güçlü bir inanç taşırız.

Adil olduğumuza, objektif olduğumuza, insanları oldukları gibi değerlendirdiğimize inanırız. Bu inanç sadece bir düşünce değildir; çoğu zaman kimliğimizin sessiz ama güçlü bir parçası gibi hissedilir.

Çünkü çocuklukta bize öğretilen “iyi insan olmak” kavramı, çoğumuz için aynı zamanda “adil olmak” anlamına da gelir. Gündelik hayatın akışı içinde, çoğu zaman fark etmeden yaşanan çok küçük anlar vardır;

Biriyle ilk kez karşılaştığımızda, bir özgeçmişe bakarken, iş görüşmesine gittiğimizde, yöneticisi olarak bir ekip arkadaşımızı değerlendirirken…
Zihnimiz, henüz biz bilinçli olarak düşünmeye başlamadan önce, çok hızlı bir değerlendirme yapar.

Bu değerlendirme çoğu zaman o kadar hızlıdır ki, onu bir “düşünce” olarak bile deneyimlemeyiz. Daha çok bir his, bir eğilim, bir yakınlık ya da mesafe duygusu olarak ortaya çıkar.

Blindspot, sosyal psikologlar Mahzarin R. Banaji ve Anthony G. Greenwald tarafından kaleme alınmış bir kitap. Kitap, insan zihninin görünmeyen ama davranışlarımız üzerinde güçlü etkileri olan bu alanını anlamaya davet ediyor.

Ve oldukça sarsıcı ama bir o kadar da insani bir şey söylüyor: insanlar, farkında olmadıkları önyargılara sahiptir. Ve bu önyargılar, kötü niyetin değil, insan zihninin doğal işleyişinin bir sonucudur.

Zihnin Ekonomisi: Neden Bu Kadar Hızlıyız?

İnsan zihni, hayatta kalmak ve işlevselliğini sürdürebilmek için karmaşık olanı basitleştirmeye ihtiyaç duyar. Bu nedenle, sürekli olarak kategoriler oluşturur. Bu kategoriler; yaş, cinsiyet, meslek, görünüm, ses tonu, hatta bize tanıdık gelen küçük benzerlikler üzerinden şekillenir. Bu süreç, bilişsel açıdan oldukça ekonomiktir. Zaman kazandırır, zihinsel yükü azaltır ve belirsizlik karşısında hızlı yön bulmamızı sağlar.

Ancak görünmeyen bir risk bu esnada devreye girer.

Zihnin bu hızlı ve otomatik çalışma biçimi, bazen bir kişiyi gerçekten olduğu haliyle görmek yerine, onu zihinsel bir kategoriye yerleştirmemize neden olur.

Mindbug: Zihnin Küçük Ama Etkili Yanılgıları

Blindspot kitabında bu durumu tanımlamak için kullanılan kavramlardan biri “mindbug”. Mindbug’lar, yani zihinsel yanılgılar, zihnimizin hızlı karar verme sürecinde yaptığı, çoğu zaman fark edilmeyen ama davranışlarımız üzerinde etkili olan küçük yanılgılardır.

Bu yanılgılar, çoğu zaman şu şekilde ortaya çıkar:

Bir davranışı gözlemleriz… Ama o davranışı, kişinin kendisiyle değil, ait olduğunu düşündüğümüz grupla açıklamaya başlarız.

“Gençler zaten böyle…” “Kadınlar daha hassas olur…” “Teknik ekipler iletişimde zayıftır…”

Bu noktada olan şey şudur: O anda artık kişiyi değil, zihnimizin çoktan oluşturduğu anlamı görmeye başlarız.

“Zihnimiz, bizi çoğu zaman bilinçli olarak benimsediğimiz değerlerle tam olarak örtüşmeyen davranışlara yönlendirebilen bu görünmez yanılgıları içinde barındırır.”

Bilinçdışı Süreçler: Bildiğimizi Sandığımız Zihin

Psikoloji literatürü, zihinsel süreçlerimizin çok büyük bir kısmının bilinçdışı düzeyde gerçekleştiğini ortaya koyar.

Yani çoğu zaman ne hissettiğimizi biliriz, ama neden öyle hissettiğimizi gerçekten bilmeyiz.

Sonrasında, bu hislere anlam vermek için zihnimiz bir hikâye üretir.

Bu nedenle, kendi kararlarımızı ve yargılarımızı her zaman tamamen bilinçli ve rasyonel süreçlerin sonucu olarak görmek, aslında bir yanılsama olabilir.

İlk İzlenim: Saniyeler İçinde Oluşan Gerçeklik

Araştırmalar, insanların karşılarındaki kişi hakkında ilk izlenimlerini saniyenin çok küçük bir kısmında oluşturduğunu gösteriyor.

Bu ilk izlenimler:

  • Yüz ifadesi

  • Beden dili

  • Ses tonu

  • Kendimize benzerlik hissi

  • Sosyal grup çağrışımları

gibi çok sınırlı ama güçlü ipuçlarına dayanır. Ve bu süreç çoğu zaman tamamen otomatik ve bilinçdışı gerçekleşir.

Bu nedenle bazen birisine anında ısınırız, ya da bir diğerine hiçbir sebep yokken mesafe hissederiz. Çoğu zaman bunu “iç görümüz” ya da “sezgimiz” olarak yorumlarız.

Oysa çoğu zaman bu, zihnimizin çoktan verdiği hızlı bir kararın hissidir. Zihnimiz kararını bizden önce verir; biz ise çoğu zaman sadece o kararın farkına vardığımız “anı” yaşarız.

İş Hayatında Görünmeyen Etkiler

Bu süreçlerin etkisi özellikle iş hayatında daha çok görünür hale gelir. Çünkü burada verilen kararlar sadece bireysel değil, aynı zamanda sistemik sonuçlar üretir.

Birini “yüksek potansiyel” olarak görmek, birini “zor bir kişiliği var” diyerek etiketlemek, birine daha hızlı güvenmek ya da daha temkinli yaklaşmak…

Bunların her biri küçük gibi görünse de, zaman içinde:

  • Güven duygusunu

  • Adalet algısını

  • Ekip içi ilişkileri

derinden etkileyebilir.

Farkındalık: Kendimizi Düzeltme Değil, Bir Alan Açma ve Yeniden Tanımlama

Bu noktada önemli olan şey, kendimizi eleştirmek ya da “daha iyi biri olmaya çalışmak” değil. Çünkü bu süreçler insan olmanın bir parçası. Asıl önemli olan, kendimize küçük ama dürüst bir alan açabilmek.

Bir an durup, şu soruları sorabilmek:

“Bu zihnimdeki düşünce nasıl oluştu?”
“Bu değerlendirmem neye dayanıyor?”
“Ben bu durumda gerçekten neyi görüyorum?”

Belki de daha farklı bir yerden şöyle söylemek mümkün:

“Karşımdaki kişiyi olduğu gibi görmek yerine, zihnimin hızlıca oluşturduğu zihin yanılgılarıyla yorumluyor olabilir miyim?”

“Gerçekten düşündüğüm kadar objektif miyim?” Ve belki daha zor olanı: “Neyi görmüyor olabilirim?”

Bu soruları cevaplamak her zaman kolay değildir. Çünkü yalnızca düşünme biçimimizi değil, kendimizle ilgili inançlarımızı da sorgular.

İnsan zihni kendini tutarlı görmek ister.
Yanılabileceğini kabul etmek ise her zaman kolay değildir.

Bu nedenle çoğu zaman sadece hızlı kararlar vermeyiz; aynı zamanda o kararları anlamlı kılacak açıklamalar da üretiriz.

İşte bu yüzden, kör noktalarımızı görmek zordur.

Çünkü görmek için yavaşlamak, durmak ve bildiğimizi sandığımızı yeniden düşünmek ve tanımlamak gerekir.

Belki de farkındalık, tam olarak burada başlar: “Burada benim göremediğim bir şey olabilir.”

Çünkü çoğu değişim,
büyük kararlarla değil,
küçük ama dürüst fark etme anlarıyla başlar.

Belki de mesele daha doğru kararlar vermek değil…
bir sonraki kararı verirken biraz daha farkında olabilmek.

Bir sonraki karar anında,
gerçekten neye baktığını fark etmek mümkün mü?

Kaynak: Banaji, M. R. & Greenwald, A. G. (2013). Blindspot: Hidden Biases of Good People.

Bu yazı ilginizi çektiyse, birlikte çalışmak için bir görüşme planlayalım.