Kişisel Gelişim

Gestalt’a Göre Değişimin Sırrı: Değişimin Paradoksal Teorisi

·

1 dk

Gestalt’a Göre Değişimin Sırrı: Değişimin Paradoksal Teorisi

Değişim neden zor gelir?

Çünkü çoğumuz değişimi, “olmamız gereken kişi”ye dönüşmek olarak algılarız. Oysa gerçek değişim, ancak “olduğumuz kişiyi” tüm yönleriyle görebildiğimizde başlar.

Gestalt yaklaşımının Paradoxical Theory of Change (Değişimin Paradoksal Teorisi) tam da bunu söyler:

“İnsan, olduğu kişiyi tam olarak kabul ettiğinde değişir.”
 — Arnold Beisser

Biz genellikle değişmek için çabalarken, bu teori “Olduğun halinle kal. Onu fark et. Onu reddetme.” der.
Neden? Çünkü kendimizi zorladıkça iç direnç artar.
 “Başka biri olmalıyım” baskısı, aslında kendi gerçeğimizle savaşa girmemiz demektir.

Oysa kişi kendi halini dürüstçe kabul ettiğinde, yani “Şu an böyleyim” diyebildiğinde…
Direnç zamanla azalır, savunmalar gevşer, netlik oluşur.
Ve o netlikten küçük ama gerçek bir adım çıkar:
İçten gelen, doğal bir hareket.

Bu teori bize şunu hatırlatır:

-Kendimizi değişime zorladıkça direnç artar.

-Kendimizi olduğumuz gibi kabul ettikçe bize alan açılır.

Kendimizi değiştirmeye çalışmaktan vazgeçtiğimizde, dönüşüm zaten yavaş yavaş başlamış olur.

Bugün bireysel ya da kurumsal koçluk süreçlerinde sıkça karşılaştığımız durumlardan biri şu:
Kişi değişmek istiyor, ama kendi haliyle savaş halinde.
Ve bu savaş, gelişimi engelliyor…

Koçluk, değişimi zorla gerçekleştirmez; farkındalığı ve kabulü destekler.
Çünkü etkili bir koçluk süreci şu cümleyle başlamaz:
“Eksiklerini tamamlayalım.”
Aksine şu soruyla başlar:
“Olduğun yerden birlikte bakarsak ne görürüz?”

Ve belki de en güçlü başlangıç sorusu şudur:

“Bugün kendimi değiştirmeye çalışmak yerine, biraz daha anlayabilir miyim?”

İşte tam bu soru, dönüşümün kıvılcımını yakabilir.

Bu yazı ilginizi çektiyse, birlikte çalışmak için bir görüşme planlayalım.